close
norrkoping-waterfall-minimum

İsveç’te gelgitli bir üç haftayı geride bıraktım. Şüphesiz, başka bir yerde yeni bir hayata ya da yeniden hayata başlamak isteseniz, bu yer bu uzak Kuzey ülkesi olabilir. Elbette yeni hayatınızdan neler beklediğiniz de önemli.

Öncelikle, bu şehir bir doktora araştırmacısı için eşsiz bir enstitüye sahip: REMESO (Göç, Etnisite ve Toplum Araştırma Enstitüsü). Linköping Üniversitesi (LiU)’nin Norrköping Kampüsü’nde bulunan bu araştırma enstitüsü danışmanım Peo Hansen ve meslektaşı Stefan Jonsson gibi değerli akademisyenleri bünyesinde barındırıyor ve size neredeyse kusursuz bir çalışma ortamı sunuyor. Misafir doktora araştırmacıları tıpkı kendi personelleri gibi personel odasından, bir başka deyişle, mutfağından faydalanabiliyor. Latte’den Cappucino’ya beş altı çeşit kahvenin, onlarca bitki çayının, muzdan elmaya, portakaldan eriğe birçok meyvenin her gün sepet sepet ücretsiz sunulduğu ve buzdolabı, mikrodalga gibi ekipmanların kullanılabildiği mutfakta ayrıca çok sayıda İsveççe günlük gazete bulunuyor. Bütün bunlara çok sayıda masa, koltuk ve sandalyenin yanı sıra duvarları süsleyen kocaman Norrköping tabloları eklenince bu geniş ve havadar ortam sıradan bir personel odasının veya mutfağın ötesine geçiyor. Üstelik, hemen yanı başında, yine biz misafir doktora araştırmacıları için de sunulmuş koca bir kırtasiye malzemesi odası var. İhtiyacınız olduğunda kalemden tel zımbaya aklınıza gelebilecek birçok kırtasiye malzemesini buradan yine ücretsiz temin edebiliyorsunuz. Kısacası, “madem buralara kadar geldin, fırsat bu fırsat, bütün bu olanaklardan faydalan ve lütfen bilime katkıda bulun” diyorlar. Eee, size de bütün bunların tadını çıkarırken kendinizi gerçekleştirmek, yani ‘olmak’ kalıyor.

Peki, İsveç’te REMESO veya benzeri enstitülerde misafir doktora araştırmacısı olmak için ne yapmak gerekiyor? Benzer olanakların yüksek lisans ve doktora eğitimleri için de sunulduğunu bilmekle birlikte ayrıntılarına hâkim olmadığım için o konudaki araştırmaları sizlere bırakıyorum. Ben buraya İsveç-Türkiye Doktora ve Doktora Sonrası Araştırma Bursu Programı ile geldim. Söz konusu bursun detaylarını şu linkte bulabilirsiniz: https://eng.si.se/scholarship/swedish-turkish-scholarship-programme-phd-studies-postdoctoral-research. Ben kısaca özetleyeyim:

  • İsveç’te yapılacak bir doktora veya doktora sonrası araştırma için 6, 9 veya 12 aylık dönemler halinde veriliyor;
  • İsveç Enstitüsü’nün diğer ülke vatandaşlarına özel farklı bursları da olmakla birlikte yukarıda bahsi geçen burs sadece Türk vatandaşlarına veriliyor;
  • Özellikle dört beş, bazen altı yedi farklı alandaki çalışmalar için veriliyor ve bu alanlar her yıl güncellenebiliyor; ben göç çalışmak üzere “insan hakları, hoşgörü, azınlık gruplar” başlığı altında başvuruda bulunmuştum;
  • Sadece 4-5 kişiye veriliyor ve doktora araştırması için 15.000 SEK (10 SEK yaklaşık 1 Avro veya 4 TL) ve doktora sonrası araştırma için 18.000 SEK veriliyor; konaklama gibi ihtiyaçlarınızı kendiniz ve kendi çabalarınızla karşılıyorsunuz.
  • Bursun ‘Geleceğin Liderleri’ni yetiştirme gibi bir amacı var; bu yüzden, sizden başvuru sırasında teslim ettiğiniz belgelerde liderlik vasıflarınızı öne çıkarmanız bekleniyor.

Ayrıca, ülkemizde TÜBİTAK, 2214-A Yurt Dışı Doktora Sırası Araştırma Burs Programı adı altında benim gibi doktora tez aşamasındaki kimselere benzer bir meblağ burs sağlıyor. Karşılaştırmanız için şunu söyleyebilirim ki ben her ikisine de aynı araştırma konusu ve belgelerle, aynı süre için başvurdum. İsveç Enstitüsü talep ettiğim 9 ayı uygun görürken, TÜBİTAK benim doktora çalışmam için sadece 5 ay burs vermeyi uygun gördü. İsveç Enstitüsü, bursa hak kazandıktan hemen sonra iki aylık ücreti peşin öderken, TÜBİTAK zaten hak kazandığım bursu alabilmem için iki memur kefil istedi ki ben kendilerinden beyaz eşya değil, sadece yaptığım çalışmanın takdir edildiğinin göstergesi olarak bir burs talep etmiştim. Şu anda 9 aylık İsveç Enstitüsü bursumu kullanıyorum, gerek görürsem bu süre sonrasında iki memur kefil eşliğinde TÜBİTAK’ın bana sunduğu 5 aylık bursu da kullanmayı planlıyorum.

Gelelim Linköping Üniversitesi’nin Norrköping Kampüsü’ne. İsveç’te kampüs deyince aklınıza bizim ülkemizdeki gibi dört tarafı duvarlar ya da tel örgülerle çevrili, kapısında güvenlik görevlilerinin bulunduğu ve içinde sivil veya üniformalı polislerin gezindiği bir yer gelmesin. Daha önce İngiltere ve İrlanda gibi ülkelerde de gözlemlediğim gibi İsveç’te de bunlardan eser yok. Duvar yok, tel örgü yok, güvenlik görevlisi yok. Ne var? Sıkı durun! Danışmanınızın, yani hocanızın odasının anahtarı sizde de var! Yani ben, danışmanım odasında yoksa, dilediğim zaman kendi anahtarımı kullanarak danışmanımın odasındaki kütüphaneden dilediğim kitabı alabiliyorum, bunu bugün bizzat kendisi söyledi. Tabii ki dilerse danışmanım da benim odama girebilir; çünkü tek bir anahtar bütün kapıları açıyor burada. Neden mi? Bu topraklarda hâlâ insana güven var.

Bununla birlikte, Norrköping Kampüsü gayet şehrin içine yayılmış durumda. Aslında tam da şehrin göbeğinde bulunan kampüs öğrencilerle burada yaşayan halkı güzel harmanlamış. Yerel halk diyemiyorum çünkü burada dünyanın her yerinden insan görmek mümkün; bazen dışarıdan gelenlerin değil de burada yaşayan İsveçlilerin ‘azınlık’ olduğunu bile düşünebilirsiniz. Ve burada hangi binanın kapısını açsanız karşınıza kitap ve dergilerle dolu bir sürü çalışma ortamı çıkıyor. Diyebilirim ki kampüsün abartısız yarısı kütüphaneden oluşuyor ve gürültülüden sessize, rahat koltuklardan sizi yaymayacak sandalyelere çok farklı çalışma ortamı seçenekleri bulunuyor. Güzel haber; ayrıca kampüse çok yakın bir mesafede, zengin içeriğe sahip büyük bir şehir kütüphanesi var!

Yaklaşık 10 milyonluk nüfusu ile kişi başı gelirin 50 bin dolarlarda seyrettiği bir ülke olan İsveç’te öğrenci olmak maddi anlamda çok da kolay değil elbet. Marketlerden alabileceğiniz mütevazi bir öğle yemeğinin fiyatı 20 ila 50 SEK arasında değişirken bir mekânda oturup 50 SEK ila 100 SEK ücret ödeyerek karnınızı doyurabilirsiniz. Bu fiyatlar birçok İsveçli için aslında oldukça uygun; fakat, benim gibi asgari ücretin yeni yeni 1.400 TL olduğu bir ülkeden geliyorsanız size birçok şey 2-3 kat pahalı gelebilir. Norrköping’de asıl mesele kalacak bir yer bulmak. Lisans ve yüksek lisans öğrencileri üniversite yurtlarından faydalanabiliyor; fakat, burada misafir doktora araştırmacısı iseniz konaklamayı kendiniz ayarlamalısınız. Genellikle 20-30 metrekarelik daireler 3.000-5.000 SEK karşılığında kiralanıyor; tabii boş daire bulabilecek kadar şanslıysanız. Dikey değil de yatay bir yerleşim planı izleyen İsveç’te normal koşullar altında ev kiralamak ve hatta satın almak için sıraya giriyorsunuz; yani, para her zaman ‘para etmiyor’. Bazı aileler ise evlerinin bir ya da iki odasını öğrencilere kiralıyor ve uyumak dışındaki ihtiyaçlarınızı ortak kullanım alanlarında karşılıyorsunuz. Şu ana kadar CouchSurfing ve kendi ofisimden faydalandım, henüz ev tutmadım. Aslında ev aramaktan vazgeçtim bile diyebilirim. Elimde alternatif olarak aylık 6.000 SEK ücreti olan güzel bir hostel ve aylık 5.000 SEK ücreti olan bir kamp alanı var. Her ikisi de size özel bir yaşam alanı sunuyor, fakat paylaşımlı evlerde olduğu gibi banyo ve mutfak ortak kullanım alanları. Şimdilik bu ikisini değerlendirmek, zaman zaman CouchSurfing ve ofisimden faydalanmaya devam etmek, daha da önemlisi uçak veya otobüs ile olabildiğince çok Avrupa seyahatine çıkmak istiyorum. Dileyenler, günlük 20-30 Avro ödeyerek, insanların kendi evlerinin bir odasını günlük kiraladığı Airbnb’yi de deneyebilirler; ben bir iki kez niyetlendimse de bu yolu henüz hiç kullanmadım.

Son olarak, bugün buradaki mülteci ve sığınmacılara ulaşmak için birkaç girişimde bulundum. Bir meslektaşımın tavsiyesi üzerine onları görmek için şehir kütüphanesine gittim. Ve ne şanslıyım ki yanındaki yaklaşık on mülteci ve sığınmacı ortaokul öğrencisine kütüphaneyi gezdiren bir okul müdüresiyle tanıştım. Kendisine doktora çalışmamdan, mülteci ve sığınmacı kimselerle birebir görüşüp hikâyelerini dinlemek ve mümkün karelerde onları fotoğraflamak istediğimden bahsettim. Tahmin ettiğim gibi, bu konuyu söz konusu öğrencileriyle görüşeceğini söyledi ve daha sonra tekrar görüşmek üzere kendisinin iletişim bilgilerini benimle paylaştı. Ardından, REMESO’da, buraya 5 yıl önce gelen ve Linköping Üniversitesi’nde öğretmenlik eğitimi alan bir Suriyeli kız ile tanıştım; beni kendisi gibi birkaç mülteci ve sığınmacı ile tanıştırabileceğini söyledi. Demem o ki Norrköping’e eski benle geldim, fakat buradan yeni benle döneceğim; ‘olmak’ için göçmeye devam.

Küçük bir not: Bugün buradaki danışmanım Peo Hansen ile yaptığım tez görüşmesi oldukça güdüleyiciydi. Bununla birlikte, kendisinin önümüzdeki 15-20 gün içinde Kopenhag, Marsilya ve (aklındaki Türkiye’ye dair soru işaretlerinden kurtulabilirse) ülkemizdeki bir akademi tarafından bizzat davet edildiği Antalya’daki bir konferansa katılacağını duymak beni hem mutlu etti hem de düşündürdü. Bir bilim insanının düşüncelerini özgürce ifade edebileceği bir dünya düşlemesinden daha doğal ne olabilirdi.

    AsylumSeeker

    The author AsylumSeeker

    4 yorum

    1. Merhaba Asylumseeker,
      Bulunduğunuz ortam gerçekten çok güzel ve keyif verici. Tadını çıkarın. Ne yazık ki ülkemizde yeterince kütüphane olmaması çok üzücü. Kaldı ki bir üniversiteden bahsediyorsak durum cidden vahim bir hal alıyor. Devasa binaların içindeki bazen sadece ‘ amfi büyüklüğündeki’ kütüphaneleri görmek insanı üzüyor. Çoğu zaman yer bulamama, çok kişiyle küçük bir yerde çalışıyor olman da cabası.. Şimdiki yeni nesil diyebileceğimiz üniversitelerde, çok ünlü kahve markalarının bulunduğunu görmekteyiz. Ve bunlar cidden çok göze batmasa da bazen gereksiz büyüklükte olabiliyor. İnsan bunların yerine çok güzel okuma yapmak için ortam sağlasalardı demiyor değil.
      Kaldı ki metropol bir şehirde yaşıyorsak, ” bu da bizim şehir kütüphanemiz” diye gösterebileceğimiz bir tanınmış kütüphanemiz bile yok.
      Bence bu ayıp hepimize yeter..
      Sevgilerle..

      1. Sevgili Nihal,
        Güzel yorumun için teşekkürler. Stockholm’de rastladığım AVM içi şehir kütüphanesini ülkemde de görebilmek dileğiyle birgün.
        Sağlıcakla,
        AsylumSeeker

    2. Bayıldım yeni yazınıza,yazılarınızı okudukça içimde kabaran duyguları tarif etmem imkansız kendimi biran sizin yerinize koyup o çevreyi keşfetmeyi diledim,hayalinizi gerçekleştirdiğiniz için minnettarım,ilham kaynağımsınız.

      1. Sevgili Gülşah,
        Siz öğrencilerimin benim için ne büyük ilham kaynakları olduğunuzu bir bilseniz… Ben teşekkür ederim bütün bu yollara koyulmama vesile olduğunuz için.
        Sağlıcakla,
        AsylumSeeker

    Leave a Response