close
si-nfgl-stockholm-fika

Her renkteniz, her dilden, her milletten. Onlarca ülkeden yüzlerce İsveç Enstitüsü bursiyeri, 30 Eylül 2017 tarihinde Stokholm’de bir araya geldi; tanışmak, paylaşmak, değişmek ve değiştirmek için. Kamu sağlığından mühendisliğe, kadın çalışmalarından göçe çok farklı alanlarda ve İsveç’in bambaşka şehirlerinde farklı üniversitelerde yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası çalışmalar yapan bursiyerlerin her biri kendi alanlarında geleceğin küresel lider adayları. Bozmak için değil, bu kez yapmak için ya da düzeltmek, düzgün olanı sürdürmek için. Toplumsal eşitlik için, çevresel sürdürülebilirlik için, açlığın yaşanmadığı bir dünya için.

Gün boyu süren etkinlik, sabahın erken saatlerinde bursiyerlerin buluşmanın yapılacağı otele gelmesi ve kayıtlarını yaptırarak yaka rozetlerini alması ile başladı. Madeleine Mattsson’ın sunumuyla yürütülen etkinlikte, karşılama konuşmasının ardından İsveç Enstitüsü Haber Servisi’nin tanıtımı yapıldı ve bursiyerlerin söz konusu platformda kişiselden genele çok farklı içerikte paylaşımlarda bulunabilecekleri söylendi.

Sonrasında, birkaç yıl önce bir İsveç Enstitüsü bursiyeri olarak yüksek lisans çalışması için İsveç’e gelen ve ardından burada doktora öğrencisi olarak kabul alan Kosovalı Liridona Sopjani’nin sunumu güdüleyici ve cesaret vericiydi. İsveç öncesi ve sonrasındaki deneyimlerini paylaşan Liridona Sopjani, İsveç’in bir bilim insanı için büyük fırsatlar ülkesi olduğunun altını çizdi ve burada geliştirdiği “Büyükanne En İyisini Bilir” (Grandma Knows Best) girişimine dair ayrıntıları bursiyerlerle paylaştı. Liridona Sopjani, burada edindiği bilgi ve becerileri yakın zamanda kendi ülkesi Kosova’ya taşımayı amaçlıyor.

Ve fika! İsveç’in Finlandiya’nın ardından dünyada en çok kahve tüketen ülke olduğunu biliyor muydunuz? Ve dünyada nüfusa oranla en çok bilim insanı barındıran ülkelerden biri olduğunu? Bununla ne kadar bağlantılı olduğu bilinmez, fakat ‘kahve molası’ anlamına gelen fika İsveç’in olmazsa olmazlarından biri. Hatta derler ki İsveçli bir kızla veya erkekle flörtleşmek isterseniz onu önce bir fikaya davet edin ve sakın kahve yerine limonata içmeye kalkışmayın; aksi takdirde, daha baştan kaybedebilirsiniz!

Ve kesinlikle günün en büyüleyici oturumlarından biri öğretim görevlisi ve ‘öykücü’ John Alexander’ın sunumuydu. Bir Avustralyalı olarak yıllar önce geldiği İsveç’te ne tür kültür şoklarıyla karşılaştığını ve bunlara nasıl uyum sağladığını paylaşan başarılı öykücü John Alexander sunumu boyunca hepimizi kahkahaya boğdu ve aslında yeni bir ülkede yeni insanlara ve söz konusu yeni kültüre uyum sağlamanın çok eğlenceli bir tarafının olduğunu içimize işledi. İsveç’te kış aylarında bazen o kadar çok kar yağar ki arabanız o karın altında görünmez hale gelir. Ve siz bir sabah (ki siz benim sabah dediğime bakmayın, aslında hava tamamen karanlık; çünkü kışın İsveç’te sadece 3-5 saattir gün ışığı, o da aslında bir nevi alaca karanlık), elinizde bir kar küreği, arabanızı karın altından çıkarmaya çalışırsınız. Fakat o da ne! Saatlerce karın altından çıkarmak için uğraştığınız arabanın aslında sizin değil, komşunuzun olduğunu anlarsınız!

Keyifli bir öğle yemeğinin ardından, bu kez sahneye İsveç’in farklı şehir ve üniversitelerinde kendi yerel ağlarını oluşturan ve bu ağlarla yeni projeler geliştiren İsveç Enstitüsü bursiyerleri çıktı ve her biri kendi projelerine dair deneyimleri, bilgileri ve tabii ki güzelliklerin yanı sıra zorlukları paylaştı. İsveç Enstitüsü, dünyanın diğer burs kaynaklarından biraz farklı bir oluşum. Öğrencilerine sadece burs vermekle kalmıyor, Stokholm’deki buluşma etkinliğinde olduğu gibi, aynı zamanda onların birbirleriyle kaynaşmalarını, yeni yerel ağlar geliştirmelerini ve bu ağlar içinde birlikte yeni projeler hazırlamalarını teşvik ediyor. Üstelik, bunu da kendi içinde ayrıca fonluyor. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl 16 farklı proje gerçekleştirilmiş. Gezi, seminer veya farklı içerikte etkinlikleri kapsayan her bir proje İsveç Enstitüsü tarafından güz ve bahar dönemi olmak üzere iki taksitle toplam 20.000 SEK (yaklaşık 2.000 Avro)’e varan bir meblağ ile destekleniyor.

Günün sonunda, birbiriyle paralel iki oturum gerçekleştirildi. İsveç Dışişleri Bakanlığı’ndan Küresel Gündem Genel Müdür Yardımcısı Mia Crawford’un Gündem 2030 ile ilgili sunumu İsveç’in söz konusu gündeme dair yaptıkları ve yapacaklarına dair bilgiler içeriyordu. Bu noktada, çevreci İsveç’te feminist bir Dışişleri Bakanlığı’nın bulunduğunun altını çizmekte fayda var. Kadının ve kadın elinin değer gördüğü bu ülkede, meclisin hemen hemen yarısı kadınlardan oluşuyor. Bununla birlikte, Stokholm Üniversitesi’nden Peter Lundkvist tarafından yapılan “İsveççeye Giriş” adlı sunum, bu İskandinavya ülkesinin aslında ne denli ahenkli ve müziksel bir dile sahip olduğunu bizlere gösterdi. Şarkı gibi, şiir gibi bir dil İsveççe; bir gün bu dili öğrenmek isterseniz İsveççe şarkılarla ve şiirlerle başlamanızı öneririm.

Kabul etmeliyim ki Stokholm çok güzel bir şehir. Fakat benim şehrim Norrköping çok daha güzel. Akşam saatlerinde, Stokholm dönüşünde, beni Kültür Gecesi etkinlikleri ile karşıladı sevgili Norrköping’im. Hangi sokağa girseniz açık alanlarda veya çadırlar altında kurulmuş konser alanları vardı, onlarca ve bazen yüzlerce kalabalık farklı müzik grupları eşliğinde şarkılar söylüyor, dans ediyordu. Sonra, kapalı alanlara giriyordunuz, bu kez fotoğraf ve resim sergileriyle karşılaşıyordunuz. Ve hatta bulunduğum enstitü REMESO’nun personal odasında (mutfağında) bile güzel insanlar sizi bekliyordu dışarıdaki etkinliklerde size eşlik etmek, “henüz gece bitmedi!” demek ve sizi yeni insanlarla tanıştırmak için: İsveç Enstitüsü bünyesinde hazırlamayı planladığımız yerel ağ projesinde bize katılabileceğini söyleyen eski bursiyer Edyta, Norrköping’de en güzel manzaraları fotoğraflamak için yer ve mekân tüyoları veren Marietta ve benim gibi akademik çalışmalarında eleştirel söylem çözümlemesi kullanan bir başka doktora öğrencisi Sofia. Norrköping güzel ve güzel insanlar.

    AsylumSeeker

    The author AsylumSeeker

    Leave a Response